
İslam’ın ortaya çıkışından sonra Arap yarımadasında İslam alimlerinin hadis derlemek, ilim öğrenmek, Allah’a yaklaşmak gibi gayelerle çıktıkları seyahatleri konu alan
Houri Touati’nin kapsamlı eseri
“Ortaçağ’da İslam ve Seyahat, Bir âlim uğraşının tarihi ve antropolojisi”nde İslam dünyasında coğrafyanın gelişimi seyahat olgusuyla beraber işleniyor.
Yazara göre İslam alimlerini seyahate yönelten ilk sebep
“ilmin kaybolacağı” inancı ve hadislerin derlenmesi zorunluluğuydu. Öte yandan seyahatin keşfi sayılacak bu aşama İslam alimlerini tatmin etmedi; artık sadece hadis derlemek ve ilmi aramak için değil, yeni yerler görmek ve Arap kültürü ve dilinin en ari hali olan bedevîlerle çölde yaşamanın hazzı için seyahat etmeye devam ettiler.
Seyahati gerekli kılan bir diğer unsur ise ilmin sadece kitaplardan öğrenilemeyeceğine olan inançtı. Bu nedenle şahit olmak, dinlemek için büyük hocaların bulunduğu şehirlere talebeler durmaksızın geliyorlardı.
“İcazet” almak için bu gerekliydi ve ilmi yeterlilik için icazet zorunlu görülüyordu. İlim sahibi olmada duymadan ve okumadan daha çok görmeye değer verildiği için seyahat böylelikle talebenin en önemli meşgalesi oluyordu.
9. yüzyılda telabeler gördükleri ve ders aldıkları hocalarının adlarını, silsilelerini ve hocaları hakkında kısa bilgileri, sonradan “mu’cem” adı verilecek şekilde yazdılar. 10. yüzyıldan sonra seyahat sırasında görülenler de kaydedilmeye başladı. Ancak yazar geri plandaydı: Önemli olan görülenler ve gezilen ülkelerin durumuydu. Seyahat yazımı bu tarihten itibaren bir tür olmaya başlamıştır. 12. yüzyılda Endülüslü fakih Ebû Bekir el-Arabî’nin Doğu’daki öğrenim güzergâhlarını yazmasıyla Rıhle türü doğdu. Rıhle daha sonradan seyahat adını alacaktır ve artık yazarın tanıklıkları ve kişisel görüşleri de yer almaktadır.
Seyahatnâmelerde coğrafyadan yararlanılmış, coğrafya anlatılmıştır. Tarihî mevzular konu edilmiş ya da sözlü tarih yazılı hale getirilmiştir. Bu şekilde seyahatnâme sadece bir gezi kitabı olmaktan çok öteye geçmiş ve günümüzde birçok ilmî disiplin için kaynak olabilecek düzeyde eserler verilmiştir.
Günümüz araştırmacıları seyahatnâmelere yukarıdaki gelişim serüveni, yazarın durduğu nokta ve dönemi dikkate alarak dikkatle yaklaşmalıdır. Ancak
“Ne kadar soğukkanlı olunabiliyor?” sorusu ciddi bir soru olarak önümüzde durmaktadır.